Sporda Doping Tarihçesi

  • 0

Sporda Doping Tarihçesi

Etiketler: 

Sporun, yarışma unsuru olarak değerlendirilmesi, kazanma hedefini daha cazip hale getirmiştir. Bireysel olarak belirli hareketler dizisi sportif faaliyet olarak adlandırılsa da bireyler arası mücadele kavramının gelişmesi ve yerleşmesi neticesinde daha iyi, daha hızlı ve daha güçlü olma çabası da ana hedef haline gelmiştir.

Bu yüzden sportif müsabakaların tarihi ile dopingin tarihi de neredeyşe eşzamanlıdır.

Çok eski dönemlerde, halk tıbbı ve doğal tıp uygulamaları ile kendileri için “uygun” formülleri bulan sporcular için ilerleyen yıllarda bilim ve teknoloji devreye girecek ve her ne kadar karşı olsakta doping bilimi gibi kavram ortaya çıkacaktır.

Sahada sporcular arası amansız bir rekabet söz konusu iken, saha dışında ise bilimin aydınlık yüzü ve karanlık yüzü arasında sonu gelecek gibi görünmeyen bir rekabet uzunca bir süre devam edeceğe benziyor.

Spor Eczacılığı temel misyonu olarak “Temiz Spor” ve “Adil Mücadele” ilkelerini benimsediğimiz noktada, oyunun kurallarını altüst eden ve dengesizliğe sebep olan “Doping” kavramını analiz ederek başlangıcına ve gelişimine yakından bakmak faydalı olacaktır.

Bu inceleme ile Sporda Dopingin Tarihçesine gelin hepbirlikte göz atalım.

MÖ 776 Antik Yunan Sporcuları

MÖ 776 Antik Yunan Sporcuları

Performans attırıcı ürün veya yöntem kullanımı milattan öncelere, Olimpiyat Oyunlarının ilk defa gerçekleştiği antik Yunan Dönemi’ne kadar uzanır. Afyon suyunun yoğun kıvamlı bir hali olan ve felemenkçe “Doop” olarak adlandırılan bir içki doping  olarak kullanılmış

MS 100 Romalı Gladyatörler

MS 100 Romalı Gladyatörler

Gladyatör müsabakaları ve atlı araba yarışları, eski Roma’nın popüler kültürünün sembolleriydi. Güçlü olanın ayakta kaldığı bu mücadelelerde üst seviye güç ve kondisyon gerekmekteydi. Atlı araba yarışları için atlara “Hidromel” adında baldan yapılan alkollü bir içeceğin verildiğine kayıtlarda rastlanmaktaydı.Bunun yanında “striknin” isimli halüsinojen etkili maddenin Gladyatörler tarafından yorgunluk ve sakatlık hissetmemek amacıyla kullanıldığı bildirilmekteydi.

19.yüzyıl…Doping çağı başlıyor

19.yüzyıl…Doping çağı başlıyor

19yy ın ortlarından itibaren, sporda tedavi edici özelliklte ilaç ve madde kulanımı daha da yaygınlaşmaya başladı. Özellikle “Vin Mariani” olarak bilinen ve kokainin de elde edilebildiği Koka bitkisinin yapraklarının şarap ile karşımından elde edilen özel bir içecek olarak,Özellikle uzun mesafe ve uzun süre isteyen bisiklet yarışlarının en önemli iki sorunu olan yorgunluk ve açlık durumuna karşı mücadelede tercih edilmiş .

1920 Yasal kontrol başlıyor

1920 Yasal kontrol başlıyor

1904 Olimpiyatlarında, maraton koşucusu Thomas Hicks’in, alkollü içecek olan brandi ve yüksek dozlarda ölümcül bir madde olan striknin karışımını kullanması neredeyse hayatına maloluyordu. Striknin,eroin,kokain ve kafein içeren karışımların sporcuların ve antrenörler tarafından yoğun bir kullanımı vardı ve her takımın kendi özel formülü bulunmaktaydı. 1920 yılında alınan bir karar ile eroinin ve kokainin kullanımı sadece reçeteyle mümkün olacaktı

1928 Doping Yasası Gelişiyor

1928 Doping Yasası Gelişiyor

Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği, atletizm sporunun yönetim yapısı olarak ilk uluslararası spor federasyonu ünvanıyla sporcular tarafından doping yapılmasını yasakladı.

1936-Temiz Sporun bitiş noktası

1936-Temiz Sporun bitiş noktası

1936 yılı Berlin Olimpiyatlarında sporcuları selamlayan Hitler’in hayallerini Amerikalı siyahi sporcu Jesse Owens yıkacaktı. Olimpiyatları güç gösterisi olarak planlayan Almanların hesaplarını altüst eden Jesse Owens’ın 4 farklı dalda kırdığı rekorlar ve kazandığı altın madalyalarla oyunlara damgasını vurması sonucu Nazi Almanyasının öncelikle ordusunda sonrasında sporcularında doping etkili maddeleri kullanması arasında bir bağlantı kurmak belki doğru belki yanlıştır. Fakat bu tarihi olay ardından, her koşulda kazanma hırsı ile sporda doping  kullanımı için düğmeye basılmıştır.

1940 Naziler ve Steroidler

1940 Naziler ve Steroidler

Bilimin karanlık yüzünün spora sıçraması yadsınamaz bir gerçek olarak tarihe geçmiştir. 1940 yılı 2.Dünya döneminde, savaş esirlerine, Gestapo subaylarına ve bizzat Hitler’in kendisine steroid uygulanması ve testler yapılması ile yeni bir döneme adım atılır. Ağır steroid kullanımı sonucu , mani, atipik psikoz, şiddet eğilimi ve intihara teşebbüs gibi ruhsal bozukluklar başta Hitler olmak üzere pek çok kişide yaygın olarak tespit edilir. Bir bakıma dünya tarihine etki eden bir dizi gelişmenin de öncüsü olarak kayıtlarda yerini alır.

1950-Amfetamin kullanımı yayılıyor

1950-Amfetamin kullanımı yayılıyor

2.Dünya Savaşı sırasında özellikle Alman askerleri tarafından kullanılan amfetamin, savaş sonrasında cazip bir uyarıcı madde olarak terchi edilmeye başlamış. Savaş sırasında askerlerin yorgunluk hissini gidermesi ve savaş yaralanmalarında ağrı hissini en aza indirmesi amfetamini önemli ve aranan bir madde haline getirmişti. Bu özelliklerinden dolayı sporcular ve antrenörleri tarafından da yorgunluk giderici ve performans arttırıcı olarak uzunca bir dönem kullanılacağı dönem başlamış olur.

1958-Ruhsatlı ilk steroid

1958-Ruhsatlı ilk steroid

Steroidlerin Babası olarak bilinen John Bosley Ziegler tarafından geliştirilen ve anabolik steroid grubundan olan Diabanol, Dünya Sağlık Örgütü tarafından onaylanır. Dr.Ziegler, 1954 yılında bir müsabakada Rus haltercilerin testosteron kullandıkları bilgisinden yola çıkarak kendi formülünü geliştirmiştir. Testosteron gibi performans arttırıcı etkisi olup yan etkilerinin testosterona göre daha az olması ilaca olan ilgiyi arttırmıştır. Buna rağmen, Dr.Ziegler ölümüne yakın yıllarda verdiği bir demeçte “keşke bu ilacı hiç keşfetmemiş olsaydım” demesi ise gerçekten çok düşündürücüdür.

1960-Doping ve ölüm

1960-Doping ve ölüm

Olimpiyat tarihinde ilaç kullanımına bağlı olarak can kaybı ilk defa 1960 yılı Roma Olimpiyatlarında gerçekleşmiştir. Danimarkalı bisikletçinin yapılan otopsisinde yüksek oranda amfetamin maddesine rastlanmış. Amfetaminin yorgunluk hissini gidermesi, normalden fazla kapasiteye çıkabilmeye destek olmasından dolayı sporcu yoğun sıcakta, kaybettiği vücut sıvılarınında farkına varamayarak beyin kanaması geçirir ve hayata veda eder.

1967-Doping ile mücadelede milat

1967-Doping ile mücadelede milat

1967 yılında, dünyanın en önemli bisiklet yarışlardan Fransa Turu’nun 13.etabında aniden fenalaşan İngiliz bisikletçi Tommy Simpson bütün müdahalelere rağmen yaşamını yitirir. Sebebi yoğun miktarda amfetamin ve brandi içkisinin karşımından oluşan kokteyldir. Bir iddiaya göre,İngiliz sporcu her zaman ” 10.cusu öldürecekse 9’unu al ve kazan” felsefesiyle yarışlara hazıralanırmış. Ne yazık ki bu yaklaşımın bedelini yaşamıyla ödemiş. Ölüm vakalarının giderek artması sonucunda yetkililer sporda doping ile çok daha ciddi şekilde mücadele kararı almışlar.

1967-Olimpiyat Komitesi müdahalesi

1967-Olimpiyat Komitesi müdahalesi

İngiliz bisikletçi Tommy Simpson’un doping etkili madde kullanarak yarışma esnasında hayata veda etmesi, Uluslarası Olimpiyat Komitesini harekete geçirir ve sporda doping etkili madde kullanımına karşı çalışmalar yoğunlaşır. Üç ana başlıkta gündem belirlenir. 1- Sporcu Sağlığının Korunması 2- Tıp ve Spor Etiğine Saygı 3- Bütün Sporcular için Eşit Şartların Sağlanması

1968- Olimpiyatlarda ilk defa doping testleri

1968- Olimpiyatlarda ilk defa doping testleri

IOC’nin zorunlu doping kontrolleri ilk defa, Fransa Kış ve Mexico City Yaz Olimpiyatlarında başlamıştır.1967 yılında yayınlanan yasaklı maddeler listesi bu oyunlarda uygulanmıştır. Yayınlanan listede narkotik analjezikler ve sempatomimetik aminler, psikomotor stimulanlar ve alkol benzeri merkezi sinir sistemi stimulanları gibi yatıştırıcı etkili maddeler yer almaktaydı. Aynı zamanda, androjenik etkili anabolik steroidlerin kullanıldığı şüpheleri üzerine kapsamlı test metodları geliştirilmiştir.Fransa’da 86 numunenin tamamı temiz çıkmış. Mexico City’de ise 667 numuneden sadece 1 tanesinde doping maddesine rastlanmıştır.

1968- Olimpiyatlarda ilk doping

1968- Olimpiyatlarda ilk doping

1968 Mexico City Yaz Olimpiyatlarında yapılan testler sonucunda İsveçli atlet Hans-Gunnar Liljenwall’in yarışlardan önce alkol kullandığı tespit edilmiş ve bronz madalyası geri alınmıştır. Böylece, İsveçli atlet doping testlerinde pozitif sonuç veren ilk sporcu olarak tarihe geçmiştir.


Yorumlarınız icin